*
Ben pismanlık duyulcak davranısların insanı olmak istemiyorum artık. Hep oyle biri oldum. Pismanlık beraberinde mutsuzluk getiriyor. Istemiyorum, ben yeterince mutsuz oldum.
Ben pismanlık duyulcak davranısların insanı olmak istemiyorum artık. Hep oyle biri oldum. Pismanlık beraberinde mutsuzluk getiriyor. Istemiyorum, ben yeterince mutsuz oldum.
2 ay oldu ben O’nunla olalı. Ikinci kahvaltımıza gittik. Bi’cok kere gece cıktık. Bi’kac kere birlikte uyandık. Kucuk bi tatil yaptık. Sevgili simidi yedik. Tartısıp barıstık. Galatasaray sampiyonlugunu kutladık. Yemege cıktık. Dans ettik. Rakı balık yaptık. Birbirimizin arkadaslarıyla tanıstık. Meksika ve Japon usulu yemek yedik. Fransız Sokagı’na gittik. Sinemaya gittik. Oyunlar oynadık. Gürestik, tepistik. Arabada muzik dinliyerek sacma davranıslara girdik. Toplu tasımaya da bindik. Dizi izledik. Fatih Terim’in konusmasını dinledik. Kekler guzel guzel tatlılar yaptım, birlikte yedik. Agladık da gulduk de.
Bicok sey yasadık yani O’nunla su 2 ayda. Bazen hic istemedim, bıktım. Bazen her saniye yanında olmak istedim. Mutsuzum diye cileden cıkıp kufrettigim de oldu, cook mutluyum dont let me down diye mutluluk nidaları attıgım da.
3 yıl temelli yeni iliskimizin 2. ayını doldurmus bulunmaktayız. Bu sefer kutlama gibi bisey yapamadık, hatta gecirdigimiz gun guzel bile degildi en baslarda. Ama guzel bitti. Keyfimiz yine yerinde ve bozulmasın lutfen! Her ayın sonunda sabah kahvaltısına cıkma rutinimizi gerceklestirebildik sadece. Mart’ın 26’sında Chilai, W Lounge ve Nisan’ın 26’sında Agva’dan sonra bu ayın sonu cok sonuk kaldı ama seviyorum. Iyisiyle ve kotusuyle O benim! :)
Gunlerden bir gundu, hatırlamıyorum. Hava soguktu ve ayrılma vaktiydi. Sonra bi markete girip Pringles’la hashaslı ekmek aldık. Caylarımızı da soyleyip yemeye basladık. Yediklerimiz bitmeden ayrıldık.
En guzel 2 gune sıgan 24 saatlerin birine daha hosgeldiniz.
Oncelikle 18 Mayıs Cuma gununden ve gecesinden bahsediyorum ki bası felaketti! Delice bir yagmur vardı ve ben o sırada Besiktas’ta okulda isemekteydim, Taksim’e hatta ve hatta Gokalp’lerin yanına Limonlu Bahce’ye varana kadar canım cıktı. Sırılsıklam oldum, sonuc olarak da hastalandım.
Limonlu Bahce’de Ceren’i bekledik, o sırada hayatımdaki en guzel kusburnu cayını ictim ve uyudum.
Fikri’nin kardesini gordum yolda, selamlastık konustuk biseyler biseyler.
Sonrasında Asmalı KafePi’ye gittik, Dj degismis her zamanki muziklerin dısında cok guzel sarkılar caldı. Aslı Gokalp cifti ve ben gayet guzel eglenirken sevgilim geldi.
O geldikten bi sure sonra, Asli ve Gokalp gittiler. Biz de O’nun arkadaslarının oldugu, yine Asmalı’daki Faces’a gittik. Cok guzel eglendim, cıkısta biraz tartısma yasasak da. O’nun cok sevimli arkadasları var, hic yabancılık cekmedim ve yalnızlık hissetmedim. :)
Gunun sonu tabiki Seksek.. Basak’la Selin’i gorduk ve onlarla eglenmeyi cok ozlemisim, cidden. Follow the Rivers calıyodu, O’nun en sevdigi sarkılardan biri, hemen gitmedik orada da takıldık biraz ama cok yorgunduk.
Sonrasında Basak’lara Bahcesehir’e kalmaya gittik ve ikimizde hastaydık. Kılımızı kıpırdatamadık. Yattıgım gibi uyumusum, nefes almak biraz zor olsa da. Sabahındaysa yine kahvaltılık aldık ve guzelce omlet hazırladım O’na :)
Arkadaslarımlaydım, arkadaslarıyladım. Birlikte uyandık. Daha guzel bi an dusunemiyorum!
En guzel 2 gune sıgan 24 saatlerin biri daha son buldu, gule gule.
Önce 12 Mayıs 2012 GALATASARAY SAMPIYONLUGU hakkında yazmak istiyorum. Bakırköy Incirli’de izledik macı; sevgilim, ben Burcu ve Cagkan cifti olarak. Mac berabere bitti ve sampiyon olduk :) O’nun sevinci ve tezahuratları gorulmeye degerdi acıkcası :) En son caddede izledigimiz Fener - Galatasaray maglubiyetinden sonra bu ilac gibiydi. O’nun omzuna yatıp futbol yorumları dinlemistim ya Agva tatilimizde, o geldi aklıma :)
Incirli Caddesi’ne indik kutlamaları izlemek icin. Cafe de Keyff’de oturduk; nargilemizi, yemeklerimizi soyledik ve caddedeki coskuyu izlemeye basladık. Ne guzelsin Galatasaray!
Florya’ya gitmeye kalktık ama vaktimiz olmadıgından yapmadık, hic istemedigim bisey olsa da O’nunla Ömür Plaza’da oturdum. Hic olmasını istemedigim seydi, neyse artık dedim elimden bisey de gelmiyodu zaten.
Günün devamı cirkindi ötesiydi oraları geciyorum.
veeeeeeeeeeeeeeeeee
Bugun kardesimle caddeye yuruyuse diye cıktık, aynı zamanda bugun anneler gunu :) Kardesime Beyaz Fırın’dan makaron aldım ve cok mutlu oldu hosuma gitti :) , sonra O geldi ve Zamane Kahvesi’ne gittik, ugrak mekan olarak. Yemek, tatlı, cay-kahve, oyun, hediye… Ne yapılabilirse yaptık Zamane’de. Yine bikac saat oturarak Zamane’ye dunya para bayıldıgımız bir gun oldu kısacası.
Anneler gunu icin anneme tatlıs tatlıs kurabiyeleri de aldıktan sonra kalktık ve O : “Biz ucumuz oldugumuzda hep sinemaya giderdik.” dedigi gibi bizi sinemaya goturdu. American Pie! Cok guzel bi jestti, cook guzeldi!
Sonrasında O’nun ve benim anneme cok guzel güller alarak evlere donduk. O kadar sessiz, sakin ve tartısmasız bi gundu ki ba-yıl-dııııım! Cok ozlemisim boyle bi gun gecirmeyi, neredeyse Agva’dan beri hep bi tartısma halindeyiz ama suan mutluyum, mutlu! Daha da bi sorun goremiyorum :)
Bugun O’nu aldım ve Kirecburnu’na goturdum. Soylemedim de nereye gidecegimizi :) Gordugunde cok sevindi hic beklemiyodu bunu ve Leyla ile Mecnun’da her zaman gittikleri cafe’ye gittik. O hosnut kaldıkca ben mutlu oldum, ben mutlu oldukca da birlikte gulduk :)
Cayımızı kahvemizi ictik, O yemek yedi ben diyetteyiim :( Sigaralarımızı icmek icin bahceye cıktık ve en sonunda cafeden kalkıp Kirecburnu sahilde yurumeye basladık tam da dizide oldugu gibi.
Dizide en cok kullanılan yere, sahildeki banka oturduk ve denizdeki yunusları izledik :) O cok sever bu tarz seyleri; kopekbalıgı, yunus, balina vs vs.. Izlemeye basladık ve cocuk gibi sevindi farkedilmeyecek gibi degildi.
O’nu memnun edebildim, sevindirebildim, heyecanlandırabildim, kendimi begendirdim ve gunun sonunda eve gittiginde kafası rahat gayet mutlu ve huzurlu uyuyabilecegi bi sekilde herseyi hallettim. Cok mutluyum cunku mutluyuz. Cok mutluyum cunku O’nu mutlu edebildim.